“Yeni paktın ilk sınavı Yemen olabilir”

08.08.2026 - 07:50
YAYINLANMA
4 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke’de imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, dünya basınında geniş yankı buldu. Ankara’da bulunan Türkiye, Riyad’daki Suudi Arabistan ve İslamabad’daki Pakistan temsilcileri, üç ülkeye yönelik herhangi bir silahlı saldırının tüm taraflarca kabul edilmesini öngören bir çerçeve imzalamış. Sözleşme, saldırı durumunda karşılıklı savunma sözü verirken, somut askeri yükümlülükleri netleştirmemiş, sanki bir şablon gibi kalmış. Sokağa çıktıda haberci olarak, bu anlaşmanın ne kadar büyük bir adım olduğunu hemen hissediyorum.

The Guardian gazetesi, anlaşmayı “NATO tarzı savunma paktı” olarak tanımlayarak, Yemen’deki çatışmaların bu ittifakın ilk sınavı olabileceğini öne sürmüş. Hüslerin son bir ayda yoğunlaştığı Yemen’de, Suudi Arabistan’ın füze ve insansız hava araçlarıyla 58 asker öldürmüş, 11 sivil yaralanmış. Riyad’ın denizden ve muhtemelen karadan büyük çaplı bir askeri harekât hazırladığı yönünde değerlendirmeler var. Gelmi, bu gelişme, üçlü ittifakın gerçek testini bekletti.

Financial Times (FT), bu anlaşmayı Yemen’deki gelişmelerle ilişkilendirerek, Riyad ile İslamabad’ın Türkiye’yi savunma işbirliğine dahil etmek için aylardır görüşmeler yürüttüğünü yazmış. Sürecin, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı çatışmanın tırmanmasıyla hızlandığı belirtilmiş. FT, paktı “Suudi Arabistan’ın Husilere karşı daha fazla askeri faaliyette bulunmasının habercisi” olarak değerlendirmiş. Sokağa çıktıda haberci olarak, bu sözlerin ne kadar çok ilgi çekici olduğunu hissediyorum.

BBC, taraflara yönelik saldırılarda karşılıklı savunma sözü vermesine rağmen, somut yükümlülüklerin belirtilmediğini vurgulamış. “Suudi Arabistan’ın Husilerle geniş çaplı savaşı yeniden başlarsa Türkiye Yemen’e yönelik saldırılara katılmak zorunda kalacak mı?” sorusunu gündeme getirerek, bu senaryoların karmaşık siyasi ve askeri hesaplamalar gerektireceğini söylemiş. Burcu Özçelik, Türkiye için anlaşmanın savunma sanayisine ortak üretim, teknoloji ortaklıkları, tedarik ve daha fazla askeri birlikte çalışabilirlik fırsatları sunabileceğini belirtmiş. Görünüşe göre, bu paktın etkisi sadece askeri değil, ekonomik ve sanayi alanına da yayılacak.

Reuters, bu paktı İran ile müttefiklerinin Körfez ülkelerine yönelik saldırıları ve ABD’nin bölgedeki güvenlik rolüne ilişkin soru işaretlerinin arttığı bir dönemde üç önemli bölgesel gücün yakınlaşması olarak yorumlamış. Gulf Research Center Başkanı Abdulaziz Sager, “Müslüman dünyasının en etkili üç devletinin artan belirsizlik ortamında bir araya gelmesinin, bölgesel ve orta ölçekli güçlerin güvenlik konularında daha yakın koordinasyona yönelik artan isteğini gösterdiğini” söylemiş. Aynı haberci olarak, bu üçlü yapının, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemi müjdelediğini düşünüyorum.

Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya ise Riyad yönetiminin, paktın yeni bir askeri eksen ya da mezhepsel blok oluşturmayı hedeflemediğini, sadece kolektif savunma ve caydırıcılık amacı taşıdığını vurgulamış. Krimly, paktın nükleer hedeflerle veya silahlanma yarışıyla bağlantılı olmadığını, sadece savunma kapasitelerinin geliştirilmesi ve bütünleştirilmesi için bir fırsat sunduğunu belirtmiş. Bu açıklamalar, anlaşmanın sadece ikili veya çok taraflı ilişkileri değil, aynı zamanda mevcut diplomatik ve askeri işbirliklerini de güçlendirebileceğini gösteriyor. Bakalım bundan sonra ne olacak? Gelişmeleri takip ediyoruz…

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
1

Yorum Yap